Karanlık* soguk ve şeytan*
13/12/2008 · Kategori: edebiyat
Karanlık, Soğuk ve Şeytan.....
Bir üniversite profesörü öğrencilerine su soruyu sorar; - Var olan
her şeyi Tanrı mı yarattı? Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar. -
Evet, her şeyi Tanrı yarattı! Profesör sorusunu yineler ve öğrenci
yine 'Evet efendim' diye cevaplar.
Profesör devam eder. - Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var
olduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur. Çalışmalarımızda
uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur.
Profesör öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir
efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
Bu arada başka bir öğrenci ayağa kalkar ve 'Bir soru sorabilir miyim
profesör' der. Profesör sorabileceğini söyler. Öğrenci 'Soğuk var
mıdır' diye sorar. Profesör; 'Nasıl bir soru bu böyle, tabii ki
vardır' diye cevaplar. 'Sen hiç soğuktan üşümedin mi?'
Öğrenci 'Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur; yaşamda/
gerçekte biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya
nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu
deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (273 derece C) sıcaklığın kesin
yokluğudur. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda
duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir' der
ve devam eder.
- Profesör, karanlık var mıdır? - Tabii ki vardır. - Korkarım gene
yanılıyorsunuz efendim. Çünkü karanlık da yoktur. Yasamda/ gerçekte
karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama
karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak
beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde
çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık karanlık bir
mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz
kılar. Siz belli bir mekânın/uzayın ne kadar karanlık olduğundan
nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçerek! Bu doğrudur değil mi?
Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/ mekân için
kullanılan bir kelimedir.
O zaman size son bir soru daha sormak isterim, efendim. Şeytan var
mıdır? Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte cevaplar.. -
Tabii vardır. Açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde görürüz.
O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü
şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir. Öğrenci itiraz eder. -
Şeytan yoktur efendim. Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit
olarak Tanrı'nın yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi
insanın Tanrı'nın yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden
ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan/ kötülük insanın tanrısal
sevgiyi yüreğinde hissetmediği zaman yaptıklarının bir sonucudur. O,
aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk, ya da ışığın olmadığı
yere gelen karanlık gibidir. Profesör kürsüdeki yerine çöker. Genç
öğrencinin adı Albert Einstein'dır
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!